Didake
İki yol; İlk Emir
Biri yaşama biri de ölüme götüren iki tane yol vardır. Arasında da büyük bir ayrım. Yaşama götüren yol ilk olarak seni yaratan Tanrı’yı (bütün yüreğinle, bütün canınla ve bütün aklınla), ikinci olarak da komşunu kendin gibi sevmekten ve sana yapılmasını istemediğin kötülüğü başkalarına yapmamaktan geçer.
Bu buyrukların arkasında yatan öğreti “sana lanet edenler için iyilik dile, sana hakaret edenler için dua et, sana zulmedenler için oruç tut, eğer yalnız seni sevenleri seversen, bu sana ne övgü kazandırır, imansızlar da aynısını yapmaz mı? Senden nefret edeni sev ve düşmanın olmasın. Dünyevi ve bedensel tutkudan kaçın biri sağ yanağına vurursa öbürünü dön böylece (imanda) yetkin olacaksın. Biri seni bir mil yürütürse iki mil git, abanı alandan mintanını esirgeme. Biri senden malını alırsa, geri isteme, çünkü öyle bir hakkın yok. Bir şey isteyene ver ve geri isteme. Çünkü Babamız Tanrı’nın isteği bize (karşılıksız) verilen lütufları herkesle (karşılıksız) paylaşmamızdır. Bu yasa uyarınca dağıtan herkese ne mutlu; çünkü suçsuzdur. Alan kişiye de ne yazık; eğer ihtiyacı varsa suçsuzdur fakat ihtiyacı olmayıp da alan bedelini ödeyecektir. Hangi nedenle ve hangi amaçla aldığını belirtmesi gerekir. O kişi
hapse atılarak durumu incelenecektir. Son kuruşuna kadar hesabını vermedikçe oradan çıkmayacaktır. Bu durumla ilgili şöyle bir atasözü vardır: Kime vereceğine emin olmak için, elin terleyene kadar sadakayı elinde tut.


Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.